1 Eylül 2009 Salı

Canşan Kün'e..

Taa, ortaokul sıralarında tanıştık seninle. Aslında neredeyse her hareketine sinir oluyordum o zamanlar. Ama hoşlandığım kıza en yakın kişiydin. Düşündüm ki, seninle arkadaş olursam, Ona daha kolay ulaşabilirim.

Ne yazık ki, seninle arkadaş olmaya başladıktan sonra anladım ki sen de hoşlanıyorsun Ondan. Eh, kitabımızda yazmıyordu bu! Haliyle bıraktım çabalamayı, ne zaman görsem kaçtım ondan. Çekildim aranızdan..
Bana kalan bir sen oldun..

Garip tavırların insanlarda yine garip tepkilere neden oluyordu ve hatta kimi zaman dalga geçiyorlardı seninle. Ama ne diyeyim, tanıdığım en "Adam gibi adam" lardandın aslında. Kimseyle senin kadar rahat konuşamadım.

Sıcak zamanlarda evimizin önüne gelip "Ferhaat" diye bağırırdın. Neden bilmem hep te babam çıkardı cama benden önce. Bana dönüp "Cihan Şah geldi!" derdi. Ne uğraştım ona adını öğrete bilmek için ama bir türlü beceremedim..

Bir yaz geçici dövme yapan bir yerde başladın işe. Sonra hediyelik eşya satan bir dükkana geçtin. Yat limanının oradaydı. Bazı geceler kaçıp kaçıp yanına geliyordum. İngilizceni ilerletebilmek için uğraşıyordun bir yandan da. Turistler daha bir boldu sanki o zamanlar. Gelenlere espriler bile yapmaya başladın bir süre sonra. Bence en iyilerinden biriydin limandaki.
Seni sinirlendirenlerin arkasından "Öküz işte ne anlasın.." deyişini de unutmamalı.

Sağda solda takılır dertleşirdik. Üzerinden ne kadar geçmesine rağmen hala Ondan bahsederken sesin değişirdi.

Yanında kendimi çok iyi hissediyordum ben..

Bir gün Ankaraya gittim sınava girmeye. Gittiğim gün, durduk durmadık yere sen geldin aklıma. "Sonra ararım.." dedim.

Ertesi gün babam aradı beni.
"Canşan.." dedi.
"..intihar etmiş."
Yok canım, o yapmaz, benim bildiğim Canşan yapmaz. Başka biridir o.
"Emin misin"
"Oğlum annesini de aradık."
"Ee, şimdi nerdeymiş?!"
"..Ölmüş.."

Sana o an hissettiğim öfkeyi anlatamam. Yanımda olsan ağzını burnunu dağıtır, tokat üstüne tokat atardım sana. Salak dedim, geri zekalı dedim, bunu bana nasıl yapar dedim. Ağladım..

Nedeni, nasılı üstüne çok konuşuldu ya, emin olduğum bir tek şey var. Aklıma geldiğin an seni arasaydım, sen de biliyorsun, böyle birşey yaşanmazdı. Anlatırdın bana derdini, biliyorsun. "Yaa, s..tir et yaa, takma kafana, dünya sana mı kalıcak a.q. boşver gitsin ya, al bir iki bira, git eve vur gözüne.." derdim sana. Hayallerimizden bahsederdim. "Hani, işyeri açacaktın ya, beni de alacaktın hatta.."

Özür dilerim.

Gerçekten dostun olsaydım..

Seni anarız bazen ailecek. Merak etme babam artık hiç yanlış söylemiyor adını. Gülümsüyorum sadece..

Bu gün deniz kenarında oturdum. Canım nasıl konuşacak birisini istiyor bir bilsen. Telefonumu karıştırdım.

"Cansan Cep"

Silmedim ki ben numaranı. Lazım olur dedim. Silersem, yok olur dedim. Silmedim işte..

Nasıl ihtiyacım var sana bir bilsen. Ne güzel olurdu burada olsan. Yerini kimse dolduramadı..

Dostum, toprağın bol, mekânın cennet olsun..





İnternette Canşandan izler;

Aşk Zamanı isimli film için yorumu : aşkı en iyi anlatan filmmişmiş...kandım bu tanıtım yazısına ve gittim.ben bu filmin aşkı anlattığına inanmak istemiyorum.film yalnızlıklarından ötürü birbirlerine yakınlaşan iki evli insanın pekte duygu akışı olmayan ilişkilerini anlatıyor.aşk bu kadar sıkıcıysa yaşamım boyu yanıma uğramasın lütfen.(25.12.2003 20:03)

Muson Düğünü isimli film için yorumu : son dönem izlediğim hint filmleri beni oldukça etkiledi,anlattıkları kültür ve filmlerin çok renkliliği (hem konu hem de içerik olarak) sayesinde hint filmlerine giderken fazla tereddüt etmiyorum.(14.03.2003 16:23)

Constantine isimli film için yorumu : gerçekten ama gerçekten KÖTÜ bir film,efektleri güzel ama konunun vasatlığını kurtarmaya yeterli değil.az filmde uyudum bugüne kadar onlardan biriydi.(09.04.2005 16:25:00)

Eğreti Gelin isimli film için yorumu : insanın içini okşayan bir film.nurgül yeşilçay ve onur ünsal çok başarılı,filmden sonra n.yeşilçay'a saygım arttı.diğer oyuncuların biraz abartılı(tiyatrovari)oynadıklarını düşünüyorum.(09.04.2005 16:30:00)

Hayatımın Çalımı Beckham isimli film için yorumu : yılın en iyi gençlik komedisi yorumu bu filme çok yaraşır,filmi izlerken vaktin nasıl geçtiğini anlamayacaksınız,filmde hint kültürünü,güzel konusu ile izlemekten zevk almayacak az insan vardır bence.(28.02.2003 20:11:00)

Bir arkadaşının evliliği için yorumu : Sevgili Duygu Çok sevindim duyunca,umarım çok çok çok mutlu olursunuz. Darısı bizlerin başına. Bu arada beni hatırladın umarım, Canşan (liseden,zaten bir tane var) (22.09.2005 09:45)

Şişli'de 9 katlı bir binanın 8. katından havalandırma boşluğuna düşen 1 kişi hayatını kaybetti.
Alınan bilgilere göre, olay saat 23.30 sıralarında Ortaklar Caddesi 4 numaradaki Aksu Apartmanı'nda meydana geldi. Büyük bir gürültü duyan apartman sakinleri, havalandırma boşluğuna baktıklarında bir cesetle karşılaştı. Adının Canşan Kün olduğu öğrenilen şahsın, 8. kattan düşerek öldüğü belirlendi.
Apartman görevlisi, ölen şahsı olaydan kısa bir süre önce bina girişinde beklerken gördüğünü belirterek, "Burada ne arıyorsun diye sordum. Simit Sarayı'nda arkadaşım var, onu bekliyorum, dedi. Kısa bir süre sonra ses duyduk. Sanıyorum ben içeri girdikten sonra tekrar binaya girmiş" diye konuştu. (Yayın Tarihi 1 Aralık 2005)

31 Ağustos 2009 Pazartesi

Çocuk kitapları

Çocuk kitaplarının farklı dillerde bulunabildiği bir adrese denk geldim;

28 Ağustos 2009 Cuma

---

Bu gün bir gün daha yaşlandım. Hem de acayip hızlı. Ne kötü..

17 Ağustos 2009 Pazartesi

14 Ağustos 2009 Cuma

PostScript Color Lines..

Gnuplot has the ability to produce postscript files. Well this is really useful but the problem starts when you wish to use solid lines with different colors. Only "lt 1" is solid and the others are dotted, dashed etc..
So, to gather solid lines with colors we have to edit the ps file by hand. Pretty easy;
Open it with an editor. Find the lines above;

/LTw {PL [] 1 setgray} def
/LTb {BL [] LCb DL} def
/LTa {AL [1 udl mul 2 udl mul] 0 setdash LCa setrgbcolor} def
/LT0 {PL [] LC0 DL} def
/LT1 {PL [4 dl1 2 dl2] LC1 DL} def
/LT2 {PL [2 dl1 3 dl2] LC2 DL} def
/LT3 {PL [1 dl1 1.5 dl2] LC3 DL} def
/LT4 {PL [6 dl1 2 dl2 1 dl1 2 dl2] LC4 DL} def
/LT5 {PL [3 dl1 3 dl2 1 dl1 3 dl2] LC5 DL} def
/LT6 {PL [2 dl1 2 dl2 2 dl1 6 dl2] LC6 DL} def
/LT7 {PL [1 dl1 2 dl2 6 dl1 2 dl2 1 dl1 2 dl2] LC7 DL} def
/LT8 {PL [2 dl1 2 dl2 2 dl1 2 dl2 2 dl1 2 dl2 2 dl1 4 dl2] LC8 DL} def

PL defines lines style and type. So if you erase them all of the lines will be solid..

/LTw {PL [] 1 setgray} def
/LTb {BL [] LCb DL} def
/LTa {AL [1 udl mul 2 udl mul] 0 setdash LCa setrgbcolor} def
/LT0 {PL [] LC0 DL} def
/LT1 {PL [] LC1 DL} def
/LT2 {PL [] LC2 DL} def
/LT3 {PL [] LC3 DL} def
/LT4 {PL [] LC4 DL} def
/LT5 {PL [] LC5 DL} def
/LT6 {PL [] LC6 DL} def
/LT7 {PL [] LC7 DL} def
/LT8 {PL [] LC8 DL} def

13 Ağustos 2009 Perşembe

Gnuplot ve çözünürlük..

Valla uğraşıyorum bir türlü yüksek yoğunluklu png elde edemedim. Ama eps formatını oluşturtup bunu aşağıdaki komut ile çevirebiliyoruz.
convert -density 600 kaynak.eps hedef.png

set term postscript eps enhanced
set size 2,1.5
set output 'test.eps'

set xlabel "Time Slots" font "Helvetica,25"
set ylabel "Bandwidth" font "Helvetica,25"
set ylabel offset "1,0"
set bmargin 4
set lmargin -5

set xrange [0:300]
set yrange [0:110]
set key 280,90
set xtics font "Helvetica,20"
set ytics font "Helvetica,20"

plot "poisson.txt" using 1:2 title "{/Helvetica=20 Instantaneous Requests}"
with lines lt 1 lw 2

28 Temmuz 2009 Salı

QR Barkod


QR Barkod diye bir olay çıkarmışlar. Acayip hoşuma gitti. Barkodlara girilebilecek veri miktarını arttırmışlar. Ama veri ne kadar artarsa o kadar yüksek çözünürlük ile taranması gerekiyor barkodun.
QR barkodu kameralı cep telefonunuza indireceğiniz bir yazılım ile okuyabiliyorsunuz.
Barkod okuyucuyu buraya tıklayarak bilgisayarınıza indirebilirsiniz.
Aslında kanımca epey fazla kullanım alanı var bunun..

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Heyooo..

Yüksek Lisans ortalamam 77 gelmiş. Valla 70'i geçmiycek diye korkuyordum. Emeği geçen herkese acayip teşekkür ederim.

28 Haziran 2009 Pazar

USB cam olayına devam..

Ya mesele şu; kamerayı çocuğun başına koyduk, tamam, görüyor ama biz içerden nasıl görcez??
Şimdi mecburen oturma odasındaki PC açık olacak. İyi de odalar arası mesafe 10-15 mt. Nassı yapcaz?
Ben de dizüstünü çocuğun yatağının oraya koyuyorum, kamerayı dizüstüne bağlıyorum. Sonrasında ise PC den uzak masaüstü ile dizüstüne bağlanıyorum.
Ölme eşeğim ölme yani..
Ama yapıyorum bunu, kendime engel olamıyorum.
Film izliycem ya rahat rahat.
Ama daha iyi bir yöntem bilen varsa Allaaaah rızası için yazsın şuraya da ben de devre falan yapayım da kurtulayım şu iki makinenin birden açık kalmasından..

USB Cam With IR Illuminator - 2 -



Bir adet 10 TL lik USB cam alınır. Kameranın içi açılır. Sonra lensi sökülür. Lensinin ya en üstünde, yada bir kat altında IR filtresi olmalı. Bu filtre IR ışığın sensör tarafından alınmasını engelliyor. Haliylen sökülüp atılması, bir kenara fırlatılması lazım. Ya ben benim lensi bıçakla bir kat kesmek zorunda kaldım.



Sonrasında ise mevcut Ledleri çıkarıp yerlerine IR olanları takmaya niyetlendim. Ama onu da yüzüme gözüme bulaştırdım çünkü zaten 10 TL ye alınan bir kameranın kartı dandik olurkene, ben de lehim konusunda üstat olunca şu an sadece bir IR led çalışıyor.


Neyse kafi ama. Görüyor geceleri artık. Yaklaşık olarak bir metre mesefede.
Bu arada acayip korkutucu oluyor böyle surat falan çekince. Yada bende meymelet yok..

USB Cam With IR Illuminator..

Aman böyle yazınca da, pek bir havalı oluyor..
Aşağıdaki konuyu nereye bağlayacağım geldi aklıma. Aslında o konuyu o kadar uzatmamalıymışım. Ama can sıkıntısı uzamış işte. Yazları oluyor böyle.
Neyse şimdi geceleri bizim Çınar beyin yaklaşık olarak 10 dakikalık aralıklarla kontrol edilmesi gerekiyor, uyuyor mu, nefes alıyor mu falan diye. Bana kalsa ağlayana kadar bakmıycam da, annesi ille kontrol edelim diyor.
Şimdi bir yandan film izleyip filmin her 10 dakikalık kısmında pause yapıp çocuk kontrol etmeye gitmek acayip bir sorun. Haliyle oturma odasındaki PC den yatak odamızda yatan çocuğu görmemiz gerekiyordu..

Yaz Tatili..

Malum, yaz tatili geldi. Şimdilik sorumluluk ve ortalama yükseltme sınavları dışında herhangi bir nedenle okula gitmemiz gerekmiyor. Temmuzun onunda o da bitecek ve tam olarak giricez tatile.
Haliyle, "Evde boş otururken ne yapılır" sorusunun cevabı olan "Film İzlenir" cümlesinin eyleme dönüşebilmesi için elde film olması gerekir. Sağolsun adsl ile abanıyorum torrente. Bendeki player bazı divxleri çalıştırmıyordu. Geçenlerde Convert X To Dvd diye bir yazılım buldum, şimdi kapak falan hazırlayıp DVD ye çeviriyorum filmleri. Acayip hoşuma gitti bu olay. Ama çok uzun sürüyor. Neyse konuyu bir yere bağlayacaktım ama unuttum..

31 Mayıs 2009 Pazar

Bitti, gitti..

Daaalın leyn gari, en sonunda bitti şu yüksek lisans dedikleri şey. Tez savunmasına girmeden önce pek bir heyecan ile bekliyordum, "Acaba ne olacak bitince??" diyerekten. Hocalar, "Hayırlı olsun" dedikten sonra baktım ben de hiçbir kıpırtı yok. Sanki üç yıldır yırtılmamış tarafı kalmayan ben değilmişim gibi. Ama valla, hiiiç bir değişiklik yok..
İşin en hoşaftan tarafı hala ders çalışmak zorundayım, çünkü bu sefer de hocama makale yazacağıma söz verdim.
Yani aslında şu an da ders çalışıyor olmalıyım..

Batsın bu dünyaaa, tırrıırrım...

2 Nisan 2009 Perşembe

NS-2 ve Bandwidth Broker..


Tezimin bitimine 3 kala, simülasyonlarla cebelleşirken, bu melun NS-2 nin işlemcime ne yaptığını hayretler içinde izledim. Gerçi aynı anda iki simülasyonu birden yapmaya kalkmamla başladı herşey ama yine de bu kadar ısınmasını beklemiyordum. Valla, dizüstü makinemin altına soğutucu bloklar yerleştirerek 3-4 derece kadar ancak düşürebildim sıcaklığı..

17 Mart 2009 Salı

Başlıksız..

Çözüm üretme maksadı olmaksızın meseleler üzerine tartışmak, konuşmak yada düşünmek sadece sorunların daha da büyümesine ve zaman kaybına yol açar..

28 Şubat 2009 Cumartesi

CITRIX ICA 32 Bit..

Abi nedir bu yazılım derken;
Citrix ica, XP Professional CD sinde Valueadd/3Rdparty/mgmt klasörü altında bulunan bir yazılım. Sunucu bilgisayarında mevcut olan programların, istemcilere yük bindirmeden, istemci taraflı olarak çalıştırılmasını sağlıyor. İstemciler yazılımın sadece arayüzünü görür ve yazılımın bütün işlem ağırlığı sunucu kaynakları tarafından kaldırılır.

Krep Tarifi..

Bu krep denen şey süper bi icat bence. Pişirirken arasına rendelenmiş kaşar koyup eriterek yemek bi ayrı, piştikten sonra beyaz peynir yada reçelle yemek bi ayrı. Ayrı işte..

3 su bardağı un
1 çorba kaşığı tereyağı
1 çorba kaşığı sıvı yağ
3 su bardağı süt
4 tatlı kaşığı şeker
3 yumurta
1 tutam tuz

Tarif
4 tatlı kaşığı şeker, 3 yumurta ile mikserde çırpılır. Ben pek 3 yumurta kullanmıyorum aslında. Yoksa büyük yumurtalarda tadı omlet gibi oluyor, sevmiyorum sonra. Hem de hiç. O yüzden çoğunlukla 3 yumurta koymuyorum kreplerime ben. Belki iki buçuk yumurta falan..
Bunlar çırpılırken, üzerlerine 3 su bardağı süt eklenir. Sonra bir tutam da tuz. Bir yandan da ocakta 1 çorba kaşığı tereyağını eritmek lazım tabii. Unuttum onu ben. Ama hatırladım hemen.
Neyse. Çırpılan elemanlara, bir çorba kaşığı sıvı yağ ilave edilir. Sonra göz ucuyla ocağa bi bakılır, bakalım erimiş mi tereyağı diye. Eridiyse o da eklenir miksere.
Bunlar çırpılınca, 3 su bardağı un yavaş yavaş eklenir üzerlerine. Bu kadar işte. Bırakın biraz çırpılsınlar. Sonra ocağa büyük bir teflon tava koyulur ve altı açılır.

Yine işin en mühim kısmı başlıyor. Pişirmek!!

Şimdi bu bulamaç gibi şeye bir kepçe daldırın, alın içinden, sonra ısınmış tavanın ortasına dökün. Söyliyim, benim tavaya ilk konan kreplerim hep mahvolur. Ama sonrakiler iyi olur. Tavayı ateşten biraz yukarı kaldırıp yuvarlak hareketlerle içine konan malzeme, tavaya yayılır. Sonra tekrar ateşe. Şimdi süre kısa, bu zerzevat hızlı pişiyor, o yüzden arada hafifçe tavanın sapına vuruyorum ben yandan yandan. Tavadan koptuğunda biraz daha tutup sonra havada çeviriyorum öteki yüzünü. Evet, evet, havada dedim. Ben yapıyorum da, siz yapamadıysanız, düz bir kapak kullanın yada spatula ile çevirin yada ne biliym bir yolunu bulun işte..
Bu kadar..
Güzel oluyor ama. Hatta başta da dediğim gibi arasına rendelenmiş kaşar koyunca da iyi oluyor pişerken..

27 Şubat 2009 Cuma

Kek Tarifi..

Annemden öğrendim. Kolaymış. 25 dakikada hazırlandı. Pişmesi de 40 dakika sürüyormuş. Şimdi fırında..

3 yumurta
1,5 bardak şeker
3 bardak un
1 bardak süt
Kabartma tozu
Şekerli vanilin
Yarım bardak sıvı yağ

Tarif

3 yumurta ,1,5 bardak şekerle mikserde çırpılır.
Karıştıktan sonra üzerine yarım bardak sıvı yağ ilave edilir.
Sonra da 1 bardak süt eklenir.
Onlar çırpıla dursun, bir kenarda 3 bardak un, bir paket kabartma tozu ve bir paket şekerli vanilin karıştırılır ve bir yandan da fırın 170 dereceye ayarlanır, ısınmaya bırakılır.
Sonra yavaş yavaş, bu un karışımı, mikserde çırpılmakta olan elemanların üzerine dökülür. Ama yavaş dökülecek..
Yine bunlar döne dursun, çapı en fazla 24 santim olan yuvarlak bir borcam bir güsel yağlanır.
Elemanların hoş bir şekilde karıştığına kanaat getirilince, borcama ver edilir. Karıştırma kabında kalan kısım ise iki eldeki herhangi bir parmak ilen sıyrılarak yalanır..
Şimdi işin en mühim kısmı geliyor.

Fırının karşısına oturulur. Aman diyim en az 40 dakika boyunca "Allaaam, ne olur olsun da yiyim ben bunu!!" şeklinde dua edilir ve hiiç açılmaz fırının kapağı. Aman diyim..
Sonra, kekin görünüşü, insana "pişti galiba leyn bu" dedirttiğinde kapak tırsak hareketlerle açılır ve kek bıçaklanır. Deli gibi diil tabii, sadece bi kere ortasından.
Eğer bıçakta yapışmış herhangi bir cıvık ve haysiyetsiz kek malzemesi olmazsa, pişmiş demektiiir.
Yumulun..