15 Haziran 2013 Cumartesi

Man of Steel

Tebrik ettim! Hakkaten tebrik ettim.
Onca zamandır fırsat bulup eşimle sinemaya gidemiyorduk. Dedim ki bu sefer ben seçicem filmi. Seçtim de bok oldu!
Kendimi böyle kötü bir film seçtiğim için tebrik ediyorum. Tamamen efekte boğulmuş, bitmek bilmeyen, "laaan, tamam döv artık şunu yaa" dedirten bir film.
Yok, bir daha asla..
Zaten tanınmamak için gözlük takan! bir adamı anlatan filmden ne bekliyordum ki?!

14 Haziran 2013 Cuma

Ybr125 ile Tire ve İncirliova..

Motosikleti aldıktan sonra; dururken yaptığım iki yana yatış üzerinden 1700 km geçti. Bu arada defalarca Şirince ve Meryem Ana çıkışı yaptım. Biraz da Yoncaköy-Özdere civarı gezilerinin ardından, dersimin olmadığı bir öğleden sonra "hadi bakalım nereye gidicez" deme lüksünü haketmiş oldum sanırım.
Yol önce Tireye vardı.
Arkasından, aklıma Kaplan köyü ve bahsi geçen lokanta gelince tepeye doğru döndüm.


Kaplan köyü epey hoşuma gitti. Çıkınca dağın tepesinde olduğunuzu düşündürüyor insana. Meydanında durup "Vay be, ne köyler var!" demeden edemedim.
Köyün en sonunda ise, ağaçtan bir lokanta var.
Karnım toktu, gelmişken, manzarayı da görmüşken bir kahve içeyim dedim. Menüleri çok geniş. Sunumları hoşuma gitti ve telefonlarını da alarak oradan ayrıldım. Sağ olsunlar kahveyi de hediye ettiler. (Kaplan Dağ Restorant 0232 512 66 52)
Neyse, tam eve dönmeye karar vermişken, aklıma şu yazı geldi. Tire içinden benzin alarak tekrar tepeye çıkmaya başladım. Ama bu kez İncirliovaya doğru. Ne yalan söyleyeyim, ilk tırmanış kısmında hallice zorlandım. Bir kaç tane bana cidden dar gelen, aşağıdan yukarıya doğru U dönüşünü "Eşhedü enlaaaa.." diyerek atlattıktan sonra, tatlı bir yol başladı.
Asfalt sorun yaratmıyor hiç, (sanırım ileride yolu genişletmeyi planlıyorlar ki) 2-3 yerde mıcır tepeleri gördüm o kadar. Yani çok kaydığı söylenen ybr, acemi şoförle bile hiiç kaymadı.(Gerçi Gaziemir-Karabağlar yolunda motorun kıçını yanımda gördüğümde yaşadığım şoku hala unutabilmiş değilim!) 
Tam yukarıya vardım derken, kenarda bagajları açık ve ege müzikleri çalan birkaç araba gördüm. Yukarıyı fark etmemiştim bile. Arkadaşlar oturmuşlar demleniyorlar. "Çay var mı" dediğimde buyur ettiler. İlginç bir yerdi. "Kimsin-nesin" suallerinden sonra resimde gördüğünüz bey bir sigara ikram etti. 1,5 yıl sonra! ilk sigara..
 Başım dönüyor..
Hayat güzel, yol güzeel..
Tam doruğa vardım derken, biraz daha yukarı, tam çıktım şimdi derken biraz daha ve arkasından tüm Ödemiş ovasını karşımda görünce bir garip oldum. Şebek gibi sırıtırken, ovaya karşı aklıma gelen şeyi yaptım ve içtiğim çayları oraya, baya bööle aşağıya doğru efiiil efil öteledim :)
Ardı sıra iniş başlıyor. Yol bir yerinde öyle bir hal alıyor ki, sol taraf derin vadi, sağ taraf daha derin bir vadi. Dağın sırtında motor sürmek yani. 
 Bazı yerlerde de, dönüşler dağın iç yanında U yapıyor ve sanırım bu durum grup sürüşlerde önden yada arkadan giden arkadaşları da görmeyi sağlayarak işi daha eğlenceli hale getirecektir.


 Ve en sonunda Aydın ovası. Bu sefer efendi gibi selamlayıp devam ediyorum.
Benim gibi acemi bir motorcuya bile bu kadar keyif veren bir rota sanırım üstatların da beğenisini toplayacaktır. Benden önce bu yoldan geçerek bana da vesile olan arkadaşa teşekkür ediyorum..

21 Nisan 2013 Pazar

Gırtlak müziği..

Kadim Türklere ait bir tür müzik..

Dünyanın en iyi ismi ise Kongar-ol Ondar..

1 Nisan 2013 Pazartesi

Google Burun..

Yuh diyorum. Onca yıllık bilgisayar öğretmeniyim, "nasıl yani deyip?" burnumu ekrana soktum ya!
Ulen bir de diyorum ki, "tabii, buna uyumlu monitör lazım, benimki ile olmaz..".

Allahtan alttaki Nisan 1 yazısını gördüm de teknolojiyi araştırmaya kalkmadım..